Takdir Böyleymiş

Yıllar önce O’nunla yani Masailerin uzun boylu, yakışıklı reisi Toraka Kiberenge ile kabilesinin toplanma yeri olan büyük akasya ağacının altında ilk defa görüştüğümüzde doğrusu bugün olacakları tahmin edebiliyordum.

İster içime doğmuştu diyelim, ister yılların tecrübesiyle bir hissediş diyelim az çok bugün geldiğimiz noktayı inceden inceye peydahlanan tatlı bir duyguyla biliyor gibiydim.

Okumaya devam et “Takdir Böyleymiş”

Nedrnler Önemlidir; Hem de Çok Önemli

Biliyorum bugünlerde dernekler, cemaatler, vakıflar hepimizi mesaj yağmuruna tutuyor.

Bendeniz bile yıllardır işin içinde ve bu işleri bizzat omuzlanmış ve dahi Afrika denince akla ilk gelenlerden birisi olmama rağmen bu yağmurdan nasibimi alıyorum.

Gündem malum; “kurban”.

Ve bir yarış almış başını gidiyor.

Hiç kızacak bir şey yok arkadaşlar bunda.

Bu normal.

Her kesin bir nedeni var çünkü.

Ve bu nedenler nedeniyle imkan bulan, yol yordam bilen herkes bizi kurban, bağış vesaire mesajlarına maruz bırakmaya devam edecek.

Böyle geldi böyle gidecek.

Allah herkesin niyetlerine göre versin.

Ben bugün başkalarından değil kendimizden bahsetmek istiyorum.

Nedenlerimizi anlatmak istiyorum.

Konuya girmeden önce şu ölçü elimizde olsun hep.

Malum hayır hasenat işleri hassas mevzular.

Destek vereceğiniz, yanında duracağınız kişi ya da kuruluşları tercih ederken, sizden bir şeyler talep edenlerin “neyi, nerede, nasıl, kaç liraya” yaptığından daha çok “niçin” yaptığına odaklanın.

Nedenler, niçinler önemlidir.

Hem de en önemli…

Lütfen klasik bir türk gibi düşünmeyin, işin tembelliğine kaçmayın.

“Ben veririm, sorumluluk onlara ait kardeşim!” demeyin.

Hayırın kolayına, kurbanın ucuzuna, kuyunun pek afilli olanına kapılmayın.

O hayrın niçin, hangi gaye ile yapıldığına bakın.

Ve yapanların gerçekten o gaye için ehil olup olmadıklarını araştırın.

Çünkü bu, hem zorunluluğunuz, hem de sorumluluğunuz.

Dedikten sonra…

Evet,

Herkesin bir nedeni var; bizim de var.

Malum bizler Afrikalıyız.

İki kişilik, küçük bir beyaz Afrikalı aile…

Ve yıllarımızı Afrika’ya vermemizin bir nedeni var o da “İnandığımız değerleri” ki adına İslam diyoruz, bilmeyene öğretmek, duymayana duyurmak.

Attığımız her adımda bu nedenimiz rehberimiz oldu.

Aldığımız her nefeste bu nedenimiz oksijenimiz oldu.

Köy köy mescidler yapmaktayız bu nedenle.

Su kuyuları açmaktayız bu nedenle.

Medreseler, minik okullar yapmaktayız, hep bu nedenle.

Köyleri aydınlatıyor, boş tarlalara muz bahçeleri kuruyoruz bu nedenle.

Neden?

Daima inandığımız değerlerin bir adım daha öteye gitmesini istediğimizden.

Herkesin bir nedeni var bu Dünya’da.

Bizim de nedenimiz, gayemiz bu.

Eğer günü geldiğinde “kurban” kesiyorsak o kurbanların sadece bir vecibeyi yerine getirmekten ibaret olmasını istemiyoruz.

O kesip dağıttığımız kurbanlar bizi yeni kabilelere götürsün istiyoruz.

Ramazan ayında ve sair aylarda bölge müslümanlarına yardımlar dağıtıyorsak bu yardımların sadece bir karın doyurmaktan, sadece yeni elbiseler giydirmekten ibaret olmasını istemiyoruz.

O yardımlar bizi yeni müslüman adaylarına ulaştırsın istiyoruz.

Bir su kuyusu açtığımızda, o kuyunun sadece susuzluğu gidermesini istemiyoruz.

Aynı zamanda o kuyu bizi kurumuş kalplere, imana ve İslam’a susuz kalmış yüreklere götürsün isiyoruz.

Bu nedenle her ne kadar Afrika’da şartlar zor olsa da, her ne kadar Afrikayı, Afrika’daki zor yaşam şartlarını kendi tarz ve yolları için kullanan Afrikayı yol yapmış gruplar, irili ufaklı oluşumlar türese de biz “Afrikalılar” onların hiç birine takılmadan yolumuza devam ediyoruz.

Yıllar yılı müslüman olan yeni yeni kardeşlerimizle mesrur oluyoruz.

Afrika’da ve Türkiye’de hiç bir karşılık beklemeksizin yanında olmaya çalıştığımız çocuklarımızla, gençlerimizle, yaşlılarımızla iftihar ediyoruz.

Evet arkadaşlar bizim nedenimiz bu.

Kestiğimiz kurbanlar araç, İslam’a davet amaç.

Açtığımız su kuyuları araç, müslüman olan yeni kabileler amaç.

İnşaa ettiğimiz mescidler araç, hür ve imanlı Afrikalı müminler amaç.

Omuzlandığımız nedenimizin çok kutsal, talip olduğumuz ödülün de çok büyük olduğunun tabiki bilincindeyiz.

Dolayısıyla ve tabii olarak ödememiz gereken bedel de o denli meşakkatli.

Şikayetçi miyiz?

Asla!

Memnunuz çok şükür.

Ve şükründen aciziz.

Evet arkadaşlar,

Hayırlı hafta sonraları hepinize.

“Nedenleriniz” büyük olsun.

Yol arkadaşlarınız “gerçek” olsun.

Kardeşleriniz Ahmet Kemal Öncü ve Gülbahar Öncü.

Not: Yıllardır karınca kararınca yürüdüğümüz bu yolculukta bizi hiç yalnız bırakmayan eş, dost ve akrabalarımıza teşekkürü bir borç biliyoruz. Var olsunlar. Hepsine minnettarız. Bize inandılar. Bize güvendiler.

www.ahmetkemaloncu.com