yukarı git

Alışkanlıklar Nasıl Dine Dönüşür?

Baştan söyleyeyim yazım biraz uzun olacak ama işe yarar cümlelerle dolu. Mamafih “benim kafam üç cümleden fazlasını kaldırmıyor abi” diyenler Hz. Ömer’e atfedilen şu özlü sözle okumaya son verip düşünme eylemlerine devam edebilirler. “İnandıkları gibi yaşamayanlar, yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar!” Müsadenizle biz şimdi yazımıza devam edelim. Evet, bugünkü düşündürücü sorumuz şu olsun: “Alışkanlıklarımız nasıl “din” haline dönüşüyor?” Bu, genellikle kendini nereye ait hissettiğinle ilgili bir konu; kimlerle, ne tür insanlarla beraber olduğunla ilgili...

Devamını oku

Düşünmek Kutsaldır

Aslında bu iki kelimenin üstüne başka da bir kelime sarfetmek istemiyorum. Ya da iyice anlaşılsın diye defalarca bu kardeş kelimeleri yazmak, söylemek hatta haykırmak istiyorum. Düşünmek kutsaldır! Düşünmek kutsaldır! Kutsaldır; dolayısıyla düşünmek güzeldir. Gereklidir. Elzemdir. Peki her düşünmek mi kutsaldır? Hayır, “hür düşünmek” kutsaldır. Bu manada düşünmek “insanî ve rahmanî” bir eylemdir. Akletmeye ve fikretmeye karşı olmak “nefsanî ve şeytanidir.” Yaşamınızda düşünen insan olmanızdan hiç rahatsız olanlar oldu mu? Benim mi? Tonla. Ve hep olacak ta...

Devamını oku

Aman Dikkat!

Bu günlerde sanıyorum Libya gündemde. Ben de bir kaç kelime sarfetmek istiyorum bu konuyla ilgili hem de okyanusun tam ortasındaki o cennet adamız Mauritius üzerinden. Vatanperverlik hem nasip meselesi hem de yürek meselesidir dostlar. Bu toprakları sevmek her kese nasip olmaz. Bendeniz değişik vesilelerle söylüyorum; Arkadaşlar bu topraklar sadece bize ait, dedemizden miras kalmış bir mülk değildir. Bu topraklarda tüm ümmetin emeği vardır. Dolayısıyla bu topraklar bize emanettir hatta ümmetin ortak vakfiyesidir. Evet bizler yeryüzünün bu en güzel, en önemli coğrafyasının hamileriyiz ancak sadece “Türk” kanıyla sulanmış bir yurt değilki burası. Sadece bizden birileri şehit olmadıki, sadece aynı dili konuştuğumuz hem ırklarımız bedel ödemediki. Dilini, memleketini bilmediğimiz Ümmeti Muhammed’in diğer fertleri de canını verdi, malını verdi. Bu konuyla ilgili size çok enteresan bir hikaye anlatacağım. Merak etmeyin, uzun değil kısa. Sene 1911. İtalyan kefereleri...

Devamını oku

On Maddelik Ahvalimiz

Ümmeti Muhammed; Rabbimizin Kur’anda iftihar ettiği son ümmet. Ancak ne hazindir ki özellikle son yüzyılda başı büyük dertlerle sarılı. Sebepler saymakla bitmez. Bir kaçına dikkat çekmek isterim. Lakin her nedense bir türlü değişmiyor bu problemlerimiz. Birinci çoğul kipiyle üzülerek devam edeyim. Söyleyeceklerimden dolayı “hocam sende mi!” demeyin lütfen. “Ümitsiz olma” tavsiyelerinde bulunmayın. Herhangi bir cemaate bağlıysanız “iyi ki bizim cemaatimiz var, yoksa gerçekten bitmiştik” demeyin. Durum tahmin edilenden daha fena. Zaman acilen uyanma zamanı. Kardeşinizim. Dostunuzum. Acı söylemek hakkımdır. Kulak verin lütfen ve eyleme geçin. Çünkü dert hepimizin derdi. 1-) Bugün bizim bir iman ve ihlas problemimiz var. Kısmi ümit vâdeden yanlarımız olmakla beraber genelimizde problem büyük. Tamam ümreye gidenlerimiz gün be gün çoğalıyor, başını örtenlerimiz sokaklarda rahatlıkla arzı endam ediyor lakin bahsettiğim konu başka. İman, ilim, amel ve ihlastan bahsediyorum....

Devamını oku

Korkmayın, Düşünün!

Korkmayın korkmayın herşeyi dökecek değilim ortaya. Evet kızgınım biraz ama burası benim hesaplaşma yerim değil. Seçim bitti. Olanlar oldu. Afrika’daki yüzlerce yetim, binlerce tâlip bizi beklemekte. Sizin dünyanızdan kaçıp cenneti bulduğum yer orası. Beni tek üzebildiğiniz nokta; sizi sizden ve içinizdeki düşmanlarınızdan “korumak” için yaptığım her hamlemde soluğu 80 yaşındaki babamın yanında almanız. Susmadığım ya da yazmaya son vermediğim takdirde üzüleceği, ömrünü verdiği, elleriyle inşaa ettiği, binlerce talebe yetiştirdiği müesseselere “giremeyebileceği” gibi tehdit vari sözlerle O’nu üzmeniz. Ne yapalım. Bu da benim ödemem gereken bedel olsa gerek. Evet, kıymetli arkadaşlar. Öncelikle söyliyeyim, bendeniz safkan bir Maturidi ehli sünnetiyim. Yani “naklin ışığında aklı, aklın ışığında nakli” savunanlardanım. Sanıyorum “yüzde yüz itaat” kültürünüzle uyuşmayışımın fikirsel temeli bu. Ebu Hanife aşığıyım. Yani “nass, hadis, sahabe ictihadı, kıyası fukaha ve icmayı ümmetin” yanına kutsallaştırılmış “emirleri, sultanları,...

Devamını oku

Üç Domates

Sordum: - Anne bu gün domatesleri satamazsan eve ekmek götüremeyeceksin.. Üzülürmüsün? - Neden üzülecekmişim, diye şaşkınlıkla yüzüme baktı kaldığım evin önünde yol kenarına oturmuş, sükûnetle örmekte olduğu sepeti ve bahçesinden topladığı bir iki domatesi satıp evine un götürmeyi uman Afrikalı anne. Benim herşeyim var Allaha şükür...

Devamını oku

ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN AMA…

Öğretmenler ve öğretme makamında olan herkes, büyük küçük hepinizin ellerinden öpüyorum. Gününüz kutlu olsun. Ancak sanıyorum bişeyleri tam yapmıyor, eksik bırakıyoruz. Ki sonuç ortada. Bahaneler bir tarafa, ne ekiyorsak onu biçiyoruz. Tabiki malzeme kötüyse usta ne eylesinin bilincindeyim. Ama derdimi ancak size anlatabilirim. Geçenlerde Kapadokya'daydık. Muazzam bir bölge. Harikulâde manzara karşısında büyülendim. Böyle bir coğrafi güzelliğin bizde oluşuyla iftihar ettim. Ülkeme bir kez daha aşık oldum. Ancak o zarif ve görkemli "peri bacalarının" arasında mest olmuş gezerken ne göreyim: ok yemiş kalp işareti ve "mehtap seni seviyorum!" Sonra bir başkasında başka bir yazı. Bir ötekisi, bir diğeri...

Devamını oku

ALLAH’A ŞİKAYET ETTİM

Bendeniz elim kalem tuttu tutalı kendimce yazar çizerim. Şiire düşkünlüğüm vardır. Hâlâ pek beceremesem de iki kelimeyi bazen bir araya getirebildiğim olur. Ancak Bilge Adam Abi’den ve babamdan bu yönde teşvik görmeme rağmen yatılı okuduğum dönemlerde, kaldığım kurumdaki hocalarımın cahilane baskıları altında o kadar çok ezilirdim ki her yazdığım şiirden sonra neredeyse bir tesbih namazı kılmak ister, Rabbimden beni affetmesini dilerdim. Gizli saklı okur, gizli saklı yazardım. Şaka değil gerçek bunlar. Neden? Çünkü şiirle meşgul olmanın fuzulî işler olduğu dikte edilirdi zihinlerimize. Edebiyatla uğraşanlara, resime, sanata, musikiye meyli olanlara pek iyi gözle bakılmazdı. Vaktaki “Hz Ebu Bekir Divanını” gördüm. Fikir dünyam değişti. Ne zamanki Hz Ömer’in bir şair ve söz ustası olduğunu öğrendim, bende inşa edilmeye çalışılan köhne fikirleri yerle bir ettim. Sultan Fatih’in kendi portresi için Bellini’yi İstanbul’a davet etmesi düşünce...

Devamını oku

Mağaradakiler

Bir mağara düşün dostum. Girişi boydan boya gün ışığına acık bir yeraltı mağarası. İnsanlar düşün bu mağarada. Çocukluktan beri zincire vurulmuş hepsi; ne yerlerinden kıpırdamaları, ne başlarını çevirmeleri mümkün. Yalnız karşılarını görebiliyorlar. Arkalarından bir ışık geliyor. Uzaktan, tepede yakılan bir ateşten...

Devamını oku