yukarı git

Bir Adam (Malcolm X-Malik El Şahbaz)

Önceki gün Malcolm X’in şehadet yıl dönümüydü arkadaşlar. Tam 55 sene evvel bu günlerde, “kimsesiz, arkasız, yapayalnız” kardeşlerine konferans verirken kürsüde şehid edildi. Harlem’in bu yiğit delikanlısını burada uzun uzun anlatmama gerek yok sanırım. Zira şuurlu bir müslümanın kendi kahramanlarını zaten yakinen bildiğini varsayıyorum. Ancak daha bilinçli olmamız adına, unuttuklarımızı hatırlamak adına arada bir böyle hatırlatmalar ümmet bilincimizi perçinler, imanlarımızı cilalar. Güzel tekrarlar hoştur, faydalıdır. Evet kıymetliler, Malcolm X, sıradan bir sıra dışıydı. Yüce, ulu, seçilmiş, ayrıcalıklı, kalp gözü açık bir veli falan değildi ama fikri açık, idraki açık bir adamdı. Tam anlamıyla “bir adam.” Tekrar ve tekrar onun yaşam hikayesini okumanızı tavsiye ederim. Ailecek, dostlarınızla, çocuklarınızla...

Devamını oku

İki Dünya Dört Sultan

Yıl: 1828 On yedi yaşındaydı. Zekiydi. Bir çok kabiliyeti üzerinde toplamıştı. Genç yaşına rağmen çevresini tesiri altına alan bir hâli vardı. Tabiki güzeldi. O günün şartlarında babası onu yaşından çok büyük bir adamla evlendirmek istedi. Bir yıl evli kaldı. Sonra baba ocağına kaçıp geldi. Yıl 1832. Dört sene sonra. Yalçın dağların, uçsuz bucaksız steplerin, bodur atların nal sesleriyle yankılanan boz yaylaların hakimi “Oş ve Andican” topraklarının hanı, bu zeki ve güzel dul kadına aşık oldu. Evlendiler. Allah bu evlilikten onlara beşi erkek, ikisi kız yedi evlat verdi. Güzel ve huzurlu yıllar geçirdiler. Bir gün bir seferde kalpleri bozuk, yüzleri çirkin hainler Han’a suikast düzenleyip öldürdüler. Haber ocağa kor gibi düştü. Herkes ağıtlar yaktı. Kazanlar kaynadı. Kur’anlar okundu. Ama o hiç ağlamadı. Evlatlarını ve halkını etrafına topladı. Ve şöyle konuştu: Evlatlarım! Kardaşlarım, karındaşlarım...

Devamını oku

Yaşasın İyi İnsanlar

İyi insan olabilmek tek meselemiz olmalı. Afrika’da da olsam, Türkiye’de de, iyi insanlara bayılıyorum. Ve onlara özeniyor onlar gibi olmak istiyorum. Başta cömert olmalı iyi insan. Cimri olmamalı. Selamda cömert, sevgide cömert, duada cömert. Tabiki parada pulda cömert. Eli sıkı, verince azalacağını düşünen varsa bilsin ki iyi insan değildir o. Kötü de değil belki ama kesinlikle iyi değil; huylarını gözden geçirsin. Cömert insanların kalbi gerçekten temizdir. Cimriler korkmayın! Yedirip içirmekle kimse fakirleşmez. Acıtsa da elinizi cebinize götürün ve çevrenize, uzak ya da yakın ulaşabildiğiniz her varlığa cömertliğinizi gösterin. Sessizce ve hiç bir onuru incitmeden. Muhatabınız bir insan değil bir kedi, bir köpek bile olsa yaptığınızı bir lütufmuş gibi yapmayın. Vermek lütuf değildir. Verebilme duygusunu bize veren Allah’ın bize yaptığı bir lütuftur. Türk örfünün ayrılmaz bir parçası olmuş artık; yemekten sonra hesap ödeme kavgası...

Devamını oku

Aman Allah’ım!

Cenabı Hakk’a ne kadar şükretsek az. Bizi müslümanlardan kıldı. Bizi yeryüzünün en güzel topraklarında dünyaya getirdi. Az önce bir arkadaşım Çin’de bir marketten görüntüler gönderdi. Alışveriş için binlerce insan o açık markette. Aman Allahım! O nasıl bir yer öyle! Ve o insanlar gerçekten insan mı! Tezgahlarda öbek öbek yemeklik fareler. Yılanlar. Kafeslerde ızgaralık köpekler ve kediler. Binbir çeşit sürüngen, akrep, çiyan, böcek...

Devamını oku

Kudüs İçin Birkaç Çözüm Önerisi

Kudüs meselesinde ben de kendimi hassas olanlar sınıfında görüyorum. Kudüs'e aşığım yani. Ancak "Yaşasın Filistin! Kahrolsun İsrail! Yıkılsın Amerika!" Diyeceğimi düşünüyorsanız yanıldınız. Orası Kâdiri Mutlak olan Cenabı Hakk'ın bileceği bir mesele. "Neresi, ne zaman, nasıl, niçin, kiminle" kahrolacaksa sadece ve sadece "Sâhib'i" bilir....

Devamını oku

Hangisi Sizin Özel Kahramanınız?

Geçenler de eşim hanımefendi sordu: - Ahmet, biliyorum Eshabı Kiramın tamamına hayransın. Ama “sahabelerden dört halife hariç gönlünde, fikrinde öne çıkan, daha çok sevdiğin, özellikle hayranı olduğun birisi var mı?” - Tereddütsüz “Abdullah Bin Mesud ( R.A)” dedim. Ve sebeplerini anlattım. Hayranı olduğum özelliklerini dilim döndüğünce saydım. Bilindiği üzere dünya tarihi bu kadar çok güzel seçkin insanı bir arada görmemiştir. Peygamberimizin arkadaşları öylesine göz alıcı karakterlerdi ki “doğruluğu, dürüstlüğü ve bilgeliği” onlar kadar saf ve temiz olarak yaşayabilen başka bir zümre gelmedi. Hepsi de birbirinden eşsiz karakterler. Yeryüzünün en mükemmel kadrosu. İşte benim de bu güzide peygamber dostları içinde en hayran olduğum kişi “Hulefai Raşidin hariç” Abdullah İbni Mesud’dur. Neden? İlimde ki dirayetinden. Bildiklerini uygulamadaki kararlılığından. Öğretmedeki ustalığından. İman ve fikrindeki karakterliliğinden. Hukuk ve tefsirdeki metodolojik yaklaşımından. Ve tabiki sîreten Allah Rasülüne...

Devamını oku

Alışkanlıklar Nasıl Dine Dönüşür?

Baştan söyleyeyim yazım biraz uzun olacak ama işe yarar cümlelerle dolu. Mamafih “benim kafam üç cümleden fazlasını kaldırmıyor abi” diyenler Hz. Ömer’e atfedilen şu özlü sözle okumaya son verip düşünme eylemlerine devam edebilirler. “İnandıkları gibi yaşamayanlar, yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar!” Müsadenizle biz şimdi yazımıza devam edelim. Evet, bugünkü düşündürücü sorumuz şu olsun: “Alışkanlıklarımız nasıl “din” haline dönüşüyor?” Bu, genellikle kendini nereye ait hissettiğinle ilgili bir konu; kimlerle, ne tür insanlarla beraber olduğunla ilgili...

Devamını oku

Düşünmek Kutsaldır

Aslında bu iki kelimenin üstüne başka da bir kelime sarfetmek istemiyorum. Ya da iyice anlaşılsın diye defalarca bu kardeş kelimeleri yazmak, söylemek hatta haykırmak istiyorum. Düşünmek kutsaldır! Düşünmek kutsaldır! Kutsaldır; dolayısıyla düşünmek güzeldir. Gereklidir. Elzemdir. Peki her düşünmek mi kutsaldır? Hayır, “hür düşünmek” kutsaldır. Bu manada düşünmek “insanî ve rahmanî” bir eylemdir. Akletmeye ve fikretmeye karşı olmak “nefsanî ve şeytanidir.” Yaşamınızda düşünen insan olmanızdan hiç rahatsız olanlar oldu mu? Benim mi? Tonla. Ve hep olacak ta...

Devamını oku