Kazananlar ve Kaybedenler

FB IMG 1628252829964

O gecenin başlangıcını hatırlamak bile istemiyorum.

Bir gün öncesinde Afrika’nın o sonu gelmez yollarında 16-17 saatlik bir yolculuğun ardından hiç dinlenme fırsatı bulamadan uçağa bindik.

Yedi küsür saat havada.

İstikamet İstanbul.

Ve günlerden 15 Temmuz.

Öğle saatlerinde Yeşilköy Havalimanı’na indik.

Toplamda 24 saatlik yol maceramızın bitkinliğiyle evimize ulaştık ama pestilimiz çıkmıştı.

Saat 21:30-22:00 civarı.

Valizler hâlâ orta yerde.

Üzerimizde Afrika’nın demir oksitli kokusu.

Kulaklarımızda yolun gürültüsü, uçağın uğultusu.

Yorgunluğun tesiriyle oturma odamızdaki kanepelerde sızmış kalmışız.

Eşim hanımefendi “Ahmet telefonun çalıyor, bakar mısın” dedi

Baktım. Kayınvalidem.

-Oğlum hoşgeldiniz.

Yoldan geldiniz.

Uyuyakaldığınızı tahmin ediyorum. Ama uyanmanız lazım. Kalkın vatan elden gidiyor! Birileri darbeye kalkıştı. Uyanın, uyanın!

Deyince inanın ilk tepkim “Anne ne darbesi, bize böyle şakalar yapma lütfen. Bu devirde darbe mi olur Allah aşkına!”

Demek oldu ama bir anda inanmasak da bizde uyku kalmadı.

Demek ki doğruymuş.

O gece eşim ve ben her ikimiz de evden ayrılmadan “helalleştiğimiz anı” hiç unutmuyorum.

Her ikimiz birden ölürsek problem yok da birimizden biri ölürse ne olur?

Vatan elden giderse ne olur?

Ve bu vatan tekrar kurtulur mu?

Nasıl?

Kimlerle?

Ola ki Ülke parçalanırsa hangi tarafta olmalıyım?

Ailemi nerede muhafaza etmeliyim?

Gibi sorularla gayrı ihtiyari ilk 15 dakika kadar bunları düşündüğümü hatırlıyorum.

Ta ki bir telefondan yayınlanan o yürekten gelen ve bizi yüreklendiren mesajı görene kadar.

“Halkımı sokaklara davet ediyorum!”

Bu cümleyi duymam beni öylesine rahatlattı ki aynı duyguları sanırım o an benim gibi inanan herkes yaşadı.

Kıymetli dostlarım,

Bugün 15 Temmuz.

Gelecek nesiller bugünü nasıl ve hangi duygularla hatırlar bilemem ama biz “bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik” duygusundan daha muhteşem bir duyguyla hatırlayacağız hep.

Herkes kendi inanışına göre bir anlam yükleyecektir 15 Temmuz’a;

Kimi “demokrasinin kurtuluşu” gibi sığ ve yapay bir ifadenin peşinden gider.

Kimisi “tüh bu sefer de başaramadık!” diye dizlerini döver.

Biz her ikisinden de olmadık elhamdülillah.

Biz o gece, 15 Temmuz’da düşünmeyen, akletmeyen, ruhunu İblis’e satmış, “hocası” uğrunda ailesine, kardeşlerine, vatanına kast etmekte olan ahmaklara, badem bıyıklı, soluk benizli, kıblesi şüpheli, imanı kusurlu, iflah olmaz, hizaya gelmez, rayından çıkmış bedbahtlara “durun!” diyenlerden olduk.

Çocuklarımıza bunu anlatacağız.

Evlat, bizler kusurluyduk, küsürlüydük ama çizgimiz dos doğruydu.

İstikametimiz Allah’tan yanaydı.

Şeytan’a uymadık diyeceğiz.

Şeytan durmayacak elbet.

Olup bitenleri değersiz göstermeye çalışacak.

Gelecek nesillerin aklını bin bir türlü hilelerle çalmaya ve çelmeye uğraşacak.

Ancak şeytanlar ve şeytanlaşmış insanlar bıkacak, biz bıkmayacağız.

Evet, ey siz bu vatanın ruhu iğfal edilmiş veledi zinaları!

Yaptıklarınızı gördük ve görüyoruz.

Biz bu vatanın has evlatları her ânımızda siz nesebi gayrı sahih olanların yapıp ettiklerinin bedelini ödüyoruz.

Bizlere hâlâ saldırmaktasınız.

Ekonomimizi sarsmaya çalışarak…

Evlatlarımızın imanlarını iğfal etmeğe çalışarak…

Neslimizin ahlakını bozmaya çalışarak…

Dindar olmaktan vaz geçmeyenlerimizin kıblesini kabeden döndürüp sizin süfli bedenlerinize ve emellerinize meze yapmaya çalışarak bu vatanı, bu milleti yeniden o kirli müttefiklerinizle ele geçirmeye çalışıyorsunuz ama ümid ediyorum artık beyhude.

Çok geç.

Kardeşlerim,

15 Temmuz o gece bir mücadelenin sembolleşmiş ismi oldu.

Umarım bu mücadele o geceye münhasır kalmaz.

Umarım sadece kardeşlerine kurşun sıkacak kadar alçalmış o şuursuzlara dur demekle yetinmeyiz.

Evlerimizde huzursuzluğa dur diyenlerden oluruz.

Umarım evlatlarımızı ahlaksızlık ve inançsızlık bataklığına sürükleyen her şeye ve kimseye dur diyenlerden oluruz.

Tembelliğe, vefasızlığa, akılsızlığa, imansızlığa, dünyaperestliğe, izansızlığa, sevgisizliğe, bencilliğe, izimlerin peşinde çürüyüp gitmeğe, olur olmadık ipsiz, sapsız ve çapsız, ne idüğü ve kimin uşağı olduğu belirsiz karanlık yüzlere kapılmaya dur diyenlerden oluruz.

Umarım 15 Temmuz “bize siz değil, Peygamberimiz gerek, bize siz değil, Habibimiz gerek, bize siz değil Rabbimiz gerek” diyenlerin bir kutlu gecesi olur.

Onlar o gece kaybetti.

“İslam kazananların dinidir.”

“Ve kazananlar öbür dünyasını asla unutmayanlardır.”

Duamız odur ki bizler “Dünya ve Ahiret” kazananlardan oluruz.

Bu duygu ve düşüncelerle Afrika’dan selam ediyoruz efendim.

Kardeşleriniz Ahmet Kemal ve Gülbahar.

www.ahmetkemaloncu.com

Yazar: Ahmet Kemal Öncü

Kısaca kim miyim? Yaratılmış herkes gibi bir KERVANCI; kendi yükünü taşıyan!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir