Rıza Kayaalp ile Güreştim

FB IMG 1628253061266

Bilin bakalım kim yendi?

O nasıl soru öyle!

Tabi ki Rıza.

Şakadan bile olsa yenilmez.

Yenilmemeli.

Şampiyonlar uykularında dahi yenilmezler.

Yenilmeye bedenlerini ve zihinlerini alıştırmazlar.

Bu kazanan adam tavrıdır.

Arkadaşlar,

Şaka bir yana iki hafta sonra Tokyo Olimpiyatları var biliyorsunuz.

Rıza Kayaalp ve diğer Türk sporcularımız olimpiyatlarda bizi temsil edecek.

Bütün Dünya’nın gözü onların üzerinde olacak.

Ve hangi milletlerin kazanan, hangi milletlerin pes eden kategorisinde olduğu her dört senede bir, bir kez daha güncellenecek.

Dualarımızla, yüreğimizle yanlarındayız elbette.

Onlar bizim gerçek kahramanlarımız.

Dünya olimpiyatlara hazırlanıyor.

Biz de…

Spora çok “yatkın” ama “düşkün olmayan” bir millet olduğumuzda sanıyorum hemfikirizdir.

Halbuki akıncı bir ceddin torunlarıydık biz.

Koruyan, kollayan, himaye eden, haksıza dur diyen, zulmedene vuran, kıtaları aşan, Viyana kapılarına dayanan bir ecdadın torunları…

Nasıl da o dönemlere nisbetle tembel, hımbıl bir nesle dönüştük şaşılası bir durum.

Konunun “ekonomiyle” hiç bir ilgisi yok dostlar.

“Spor sever” olmak özden gelen bir haslet.

Alışkın olmakla, görgüyle alakalı bir mevzu.

Şampiyonlar yetiştirmek “ekonomi ister, “yeterli imkan, saha, salon, havuz, alet edevat ve hoca” ister, eyvallah.

Ama spor için bunlar gerekmez.

Bakın bizim Afrika’mızda bir çok insan erken kalkar. Yollara çıkar ve onca imkansızlıklara rağmen koşarlar.

Hem de bazen toplu halde. Askerler gibi.

Bu bir istek meselesi.

Dedikten sonra asıl konuma geleyim.

Bugün asıl konum Rıza Kayaalp.

Daha doğrusu bu ülkenin yetiştirdiği “RIZA KAYAALP’ler.”

Ben Rıza kardeşim dahil olmak üzere bir kaç şampiyonu iyi tanıyorum.

O kadar pırıl pırıllar ki anlatamam.

Efendi, ahlaklı ve ehli kıbleler.

Umuyorum her dalda tüm sporcularımız onlar gibi asil vatan evlatlarıdır.

Kıymetliler,

Şampiyonlar kolay yetişmiyor.

Ve marifet iltifata tabi, iltifatla hayat buluyor.

Sizi de hep rahatsız etmiyor mu spora ve gerçek sporculara düşkünlüğümüzün olmaması?

Sizi de rahatsız etmiyor mu bahislerin, kumarların oynandığı, vahşi kapitalizmin maşası oyunlara milletçe kapılıp gitmelerimiz?

Halbuki asırlardır hayatta tuttuğumuz milli sporlarımız vardı bizim.

Ata sporlarımız.

Güreş gibi.

Okçuluk gibi.

Binicilik gibi.

Hatta yüzme gibi.

Bu sporlar aynı zamanda bizim inanç mimarımız olan Rasülümüzün de(sav) tavsiyeleri.

Bizzat ilgilendiği spor dalları.

Allah Rasülü iyi bir pehlivandı mesela.

Güreş müsabakaları düzenlerdi.

İyi bir biniciydi.

Bizzat binicilik yarışlarına iştirak eder, at ya da deve yarışlarını desteklerdi.

Kılıç kullanmada üzerine yoktu.

Güreşte belini bükebilen olmadı. Sırtını yere getirebilen çıkmadı.

Peygamberlik dönemlerinden bahsetmiyorum.

Çocukluğundan, gençliğinden bahsediyorum.

Yüzerdi ve yüzmeyi tavsiye ederdi.

Hem de öyle çayda, çamurda yüzme değil.

Mekke’nin yanıbaşında Cidde sahillerinde yüzerdi.

Hal böyle iken bize neler oldu da spordan, sporculardan uzak kaldık.

Özellikle müslümanlar olarak bunu iyice düşünmemiz gerek.

Bakınız milletler arasındaki “fiziki üstünlük” psikolojik üstünlüğü beraberinde getirir.

Sağlıklı milletler yapılı olur.

Gürbüz olur.

İri ve diri olur.

Ve tabiki zeki ve çalışkan olur.

Bizim neslimiz ve bizden bir önceki nesil arada kaynadı maalesef.

Biz nasıl bir anlayışsa “spor yapmaya” mâlâyâni gözüyle bakan baba ve annelerin çocuklarıydık.

Koşana topçu, söyleyene popçu gözüyle bakarlardı o zaman.

Yazık oldu koca bir nesle.

Neden?

Basit bir anlayış bozukluğu yüzünden.

Halbuki spor bir nesli kurtarabilirdi.

Gençler enerjisini spora vererek rehabilite olabilir, mücadeleci bir ruha sahip olabilirdi.

Ferdi sporlarla direnmeyi, dayanmayı öğrenirdi.

Fiziki saygıyı öğrenirdi.

Takım sporlarıyla dayanışmayı, birlik ruhunu, hedefe odaklanmayı öğrenirdi.

Bizim için olan oldu.

Ancak pek âlâ biz evlatlarımızı spora yönlendirebiliriz.

Baba ve annelerimizin bizde yaptığı hataları biz tekrar etmeyebiliriz.

Her ne olursa olsun sportmen olsun çocuklarımız.

Her genetik yapının yatkın olduğu bir spor dalı vardır.

Mazeret üretmeyelim.

Yoklukluların arkasına sığınmayalım.

Çözümler üretelim.

Her şeyi devletten beklemeyelim.

Spor kendimiz içindir zira.

Çünkü spor sadece bize lazım.
Özümüze lazım.

Evet RIZA KAYAALP’ler kolay yetişmiyor ama o Rıza’lar aramızdan çıkıyor. Sayıları neden daha çok olmasın!

Son olarak bir kaç söz de varlık sahibi holdinglerimize olsun.

Artık ne zaman vaz geçeceksiniz anlamsız ve şehvetamiz reklamlara milyonlarca dolar vermekten.

Ne zaman finansal gücünüze layık kaliteli bir kafaya ulaşıp spora ve sporculara yatırım yapan adamlar olacaksınız.

Bizim güreşimiz var.

Biniciliğimiz ve okçuluğumuz var.

Ne zaman “popçular ve topçulara” ayırdığınız sponsorluk ödemelerinizin daha fazlasını gerçek sporcularımıza ayıracaksınız.

Zenginliğin borcu zekat vermektir, şanı yardım etmektir.

Allah sizlere bu imkanları ne için bahşetti?

Bu ülkeye ve bu ülkenin gerçek evlatlarına harcamayacaksanız hangi günler için kazandınız kazandıklarınızı!

Kıymetli kardeşlerim,

Rıza Kayaalp’le güreştim.

Aklım başıma geldi.

Kendimi gerçekten aciz hissettim.

Bedenen ne kadar güçsüz olduğumu anladım.

Geçmiş yıllarıma hayıflandım.

Ama dünyanın en iyisiyle sembolik de olsa güreş tutmanın hazzını yaşadım.

Dünya’nın hayran olduğu bir kahramanla kardeş olmanın iftiharını yaşıyorum bu gün.

Neden sizin çocuklarınızın kahramanı RIZA KAYAALP’ler olmasın ki!

Ve neden sizin çoçuklarınız Rıza’lardan biri olmasın ki!

Afrika’dan selam, hürmet ve muhabbetler.

Kardeşiniz Ahmet Kemal Öncü.

www.ahmetkemaloncu.com.tr

Yazar: Ahmet Kemal Öncü

Kısaca kim miyim? Yaratılmış herkes gibi bir KERVANCI; kendi yükünü taşıyan!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir