Memnun Oldum Efendim

FB IMG 1617043008795

Afrika’da bir annemiz var, ismi “mama nur”

yani “nur anne.”

diye düşündünüz siz de değil mi?

biz de afrika’nın acemisiyken öyle zannediyorduk.

annemizin asıl ismi “meymune”

ama ona onu tanıyan herkes “mama nur” diye hitap eder.

yani “nur’un annesi.”

ilk çocuğunun ismini nur koymuşlar ve afrika’nın birçok bölgesinde olduğu gibi burada da annelere ilk çocuklarının ismi ile beraber hitab edilir.

yani,

mama nur; nur’un annesi.

mama ahmed; ahmed’in annesi.

gibi.

babalar içinde aynı kural geçerli tabi.

baba ibrahimu; ibrahim’in babası.

baba şabani; şaban’ın babası.

gibi.

bizim koşturduğumuz yerler daha çok “swahili” kültürünün hakim olduğu bölgeler.

burada böyle.

arap diyarı’nda ise biraz daha derin ve köklüdür bu işler.

mesela araplarda sadece anne ve babaya çoçuklarına izafeten hitap edilmez. çocuklar da anne babalarıyla anılırlar.

ebu-l kasım; kasım’ın babası dendiği gibi ibni ömer; ömerin oğlu da denir.

ümmü gülsüm; gülsüm’ün annesi.

ibni mesud; mesudun oğlu.

binti hatice; hatice’nin kızı gibi.

evet, şimdi bu küçük bilgileri niye verdim size?

anlatacağım.

arkadaşlar malum isim önemli bir meseledir.

soy belirten isim de önemlidir.

adı üstünde “soy isim”.

insanın soyunu bilmesi ve bildirmesi ayıp değil asil bir davranıştır.

çocuklarımıza güzel isimler vermek de önemlidir. sünnettir. sevaptır.

çocuğun anne babası üzerindeki haklarından birisidir.

bunları hep biliyoruz.

bugün uzun uzadıya “ismin dinimizdeki yeri” konulu bir yazı takdim etmeyeceğim.

konum başka.

özellikle afrika’da karşılaştığım bu çok özel ve güzel “babalı anneli isim” geleneğinden hareketle konuyu önemli ve gözden kaçan bir noktaya getireceğim.

malum, bilmem kaç yılında bir “soyadı kanunuyla” soy belirten isimlerimiz kalktı, yerine “soyadlarımız” geldi.

evet o gün bu kanunla elimizden giden “soy isimlerimizdi” ama yerine gelense “soyadlarımız” değildi.

evvelce bildiğiniz gibi “nebioğlu, halilzâde, hüseyinoğlu” gibi aile ve soy ifade eden “soyisimlerimiz” vardı.

şimdi maalesef yok.

peki yoksa bu ne demek oluyor?

bu, en önemli meselelerimizden birisi olan aidiyet ve kimlik meselemizin daha isimlerimizi koyarken elimizden alınması demek.

şöyle ki:

çocuklara “anne babası bağlantılı” hitap ya da anne babalara “çocuğu bağlantılı hitap bir aidiyet, bir kimlik demektir.

hem anne baba için hem de çocuklar için.

kimin evladısın?

kimin kızısın?

kimin oğlusun?

kimin babası, kimin annesi, kimin dedesi ve ninesisin?

her an bu soruyu sana hatırlatan, aidiyetini, kimliğini sana ve çevrene bildiren bir hitaptır anneli babalı hitap.

ve bu hitap tarzı çocuğa daha kendini bilmeye başladığından itibaren bir çok sorumluluk yükler.

düşünsenize, bir kızınız var ve sizin isminizle anılıyor.

ali’nin kızı.

ayşe’nin kızı.

o kızımız hayatı boyunca ister istemez bir sorumluluk hissetmez mi?

şuur altında daima kimin çocuğu, hangi aileye mensup olduğu ona sinyal verip durmaz mı?

düşünsenize, size oğlunuzun ismiyle hitap ediyorlar.

hey, erdal’ın annesi!

bakar mısınız, siz ahmet’in babasısınız değil mi? çok memnun oldum.

bu, erdal’a ve ahmet’e müthiş bir sorumluluk hissi vermez mi sizce?

“anneme, babama benim ismimle hitap ediliyor.”

ne kadar güzel bir his!

ne onurlu bir sesleniş!

ne özgüven aşılayan bir hitap!

yalnız olmadığımı fısıldayan bir selam…

halbuki soyadı kanunuyla maalesef “soy belirten isimlerimiz” elimizden alınmış ve farkında olmadan yavaş yavaş kağıt üzerinde bile olsa yalnızlaştırılmışız.

toplumun en değerli temel taşı olan “aileye” ciddi zararlar verilmiş, farkında olmamışız.

aile aidiyeti toplumda “otokontrolü” sağlar.

insanları “tek” olmaktan kurtarır.

suçu değil temsil ettiği ailenin onurunu korumayı teşvik eder.

çocukların ebeveynleri terk ettiği, anne babaların çocuklarından kaçtığı şu ahir zamanda dayanışmaya, bir ve beraber olmaya yardımcı olur.

“biz” duygusunu canlı tutar.

insana her an bu toplumda sadece kendisini değil ailesini hatta sülalesini temsil ettiğini hatırlatır.

aile bağları güçlü olan insanların o aileye ait gelenekleri oluşur.

o aileye has tecrübeleri birikir.

o aileye mahsus bilgi ve uzmanlıkları gelişir.

namus, iffet ve dürüstlük gibi hayat kurtaran kavramlar görece sağlam olur.

evet, isim değip geçmemek lazım.

isimler ailelerimizin markalarıdır.

şahıslarımızın plakalarıdır.

uyruğu, aidiyeti belli olmayan plakalarla gezip dolaşıyor gibiyiz şu dünya’da.

ve uyruğu, aidiyeti belli olmayan plakalarca manipüle ediliyoruz.

teşekkürler.

bendeniz nebioğulları’ndan ahmet kemal.

babamın ve annemin oğlu,

ninemin ve dedemin torunu,

eşimin eşi,

kardeşlerimin kardeşiyim.

arkadaşlarımın yoldaşı, yeğenlerimin amcası ve dayısı, peygamberimin ümmetiyim.

memnun oldum efendim.

afrika’dan selamlar.

www.ahmetkemaloncu.com

FB IMG 1617043008795

Yazar: Ahmet Kemal Öncü

Kısaca kim miyim? Yaratılmış herkes gibi bir KERVANCI; kendi yükünü taşıyan!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir