yukarı git

On Maddelik Ahvalimiz

Ümmeti Muhammed; Rabbimizin Kur’anda iftihar ettiği son ümmet. Ancak ne hazindir ki özellikle son yüzyılda başı büyük dertlerle sarılı. Sebepler saymakla bitmez.

Bir kaçına dikkat çekmek isterim. Lakin her nedense bir türlü değişmiyor bu problemlerimiz.

Birinci çoğul kipiyle üzülerek devam edeyim.

Söyleyeceklerimden dolayı “hocam sende mi!” demeyin lütfen.

“Ümitsiz olma” tavsiyelerinde bulunmayın.

Herhangi bir cemaate bağlıysanız “iyi ki bizim cemaatimiz var, yoksa gerçekten bitmiştik” demeyin. Durum tahmin edilenden daha fena.

Zaman acilen uyanma zamanı.

Kardeşinizim.
Dostunuzum.
Acı söylemek hakkımdır.

Kulak verin lütfen ve eyleme geçin. Çünkü dert hepimizin derdi.

1-) Bugün bizim bir iman ve ihlas problemimiz var. Kısmi ümit vâdeden yanlarımız olmakla beraber genelimizde problem büyük. Tamam ümreye gidenlerimiz gün be gün çoğalıyor, başını örtenlerimiz sokaklarda rahatlıkla arzı endam ediyor lakin bahsettiğim konu başka. İman, ilim, amel ve ihlastan bahsediyorum. Sindirilmiş, kalbe yerleşmiş, itminana kavuşmuş bir imandan bahsediyorum. Çiğ ve yavan bir imandan değil.

2-) Ahlâk problemimiz var. Ticarette, ailede, politikada, bilimde ve sanatta temelleri fazlasıyla sarsılmış bir ahlâkî duruş problemi yaşamaktayız. Kalpleri temiz, fikirleri düzgün ve sağlıklı bir Ümmet olmaktan süratle uzaklaşıyoruz.

3-) Tembel bir ümmet olmadığımızı kimse söyleyemez sanırım.

Çalışmadan başarmayı, bedel ödemeden elde etmeyi arzu edenler listesinde ne hazindir en üst sıralardayız. Ve dünyanın da gözünden kaçmıyor bu tembelliğimiz.

4-) Ayrıştırılmaya çok müsait bir yapıya büründük. Çabuk kızan, ânî parlamaları olan kavgacı bir ümmet olduk. Hep bir şeylere kızgınız kendimizden başka. Kusurlar daima başkalarında.

5-) Çok okuyan bir ümmetiz(!) desem kim inanır?

Gerçi bu konudaki fikrim biraz farklı. Özellikle ortadoğu müslümanlarının ezelden beridir okumayan bir millet olduğuna inanıyorum. Bu bizim Anadolu müslümanlarına da bulaştı. Ve çöküş mukadder oldu.

Entellektüel düşünme biçiminden uzak toplumlar okumazlar. Bu sebeplede başı dertten kurtulmayan hırçın milletler olmaktan başka kaderleri olmaz.

6-) Kaba saba insanlara dönüştük. İslamî ve insanî nezaketimizi esefle itiraf etmeliyiz ki kaybettik. Yörece değil ama kafaca gundilik/bedevilik şehirli olsak bile başa derttir.

Bize neler oldu böyle! Biz harpte bile düşmanını incitmeyen bir ümmettik. Şimdi komşularımız dahi bizden emin olamaz durumda.

7-) Paraya ve şehvete düşkün bir ümmet olduk. Bu konuda da 5. Maddedeki gibi düşünüyorum. Her ne hikmetse özellikle ortadoğu milletleri “paraya ve şehvete” o kadar düşkünler ki düşman hep bu cenahtan vurmayı başarmış tarih boyunca.

8- ) Esaslı ideallerden mahrum, hedeflerine tutkuyla bağlı olmaktan uzak bir ümmete evrildik.

Esasen “hayal” etmeyi seven ama planlamayan, hedefler koyan ama bedel ödemeyen, düşünen ama dikkati dağınık bir ümmet olduk.

9- ) Aile bağlarımız günden güne zayıflıyor. Bireyselci ve ben merkezli bir ümmete doğru yol almaktayız. Evvelce ve şimdi düşmanlarımız bu halde idi, biz acırdık onların haline. Şimdi düşmanlarımız üzülür oldu hali pür melalimize.

10-) En başta söylemem gerekeni sonda söyleyeyim; bölüm bölüm bölündük.

Her çalı dibinde bir cemaat, her yalı dibinde bir tarikat peyda oldu. “Ya bizdensin yahut cehennemin” anlayışı kronik bir probleme dönüştü.

Aman cemaat ve tarikat düşmanlığı yaptığımı düşünmeyin. Bir sosyolojik gerçeklik ve gereklilik olduklarını biliyorum fakat bu denli içleri boşalmış, ilimden ve asaletten uzak cemaatlerin de ümmete bölünmekten başka pek birşey getirmediklerini görüyorum, herkes gibi müşahade ediyorum.

Unutmayalım hiç bir kişi bir cemaate bağlı olmakla cennete gitmez, bir cemaatten uzak durmakla da helak olmaz. Tek bir sığınılacak ve savunulacak liman vardır İslam’da o da “Ehli Sünnet vel Cemaat’tir”

Yani Ümmet’in kahir ekseriyetinin sığındığı Kur’an ve Rasülullah limanı. Yegâne yol, yegâne merkez orası.

İyi yanlarımızı saymakla vakit kaybetmek istemedim.

Ahvalimiz herkesçe malum. Dost acı söyler.

Aksi takdirde yakın gelecekte “geçmişimizle övünmek değil avunmak zorunda kalacağız.”

Tabiki sadece biz; çocuklarımız değil.

Hayırlı cumalar.

Kardeşiniz Ahmet Kemal.

Yorum Yaz