yukarı git

Ne Hayatlar Var

İnandıklarında samimi olan ve inandığı değerler uğruna bedel ödeyen insalara hayranım.

Yer yüzünün en asil insanları onlar.

Aşık olunası gerçek seçilmişler.

İşte benim hayranı olduğum, rol modellerimden biri de melek yüzlü büyüğüm, gerçek islam kahramanı ablam; Aminah Assilmi.

2010 da öldüğünde yıllardır yanından ayrılmadığım bir yakınımı kaybetmiş gibi ağlamıştım.

Siz hiç müslüman olduğunuz için babanız tarafından öldürülmek istendiniz mi?

Siz hiç rabbim Allah’tır dediğiniz için evlatlıktan reddedilip tüm sosyal ve hukuki haklarınızdan mahrum edildiniz mi?

İşinizden atılıp yıllarca emek verdiğiniz kariyeriniz elinizden alındı mı?

Kocanız size dava açıp, müslüman olduğunuz için terörist kabul edilip, “ya dininden dön ya da tek celsede seni boşayıp, çocuklarını babalarına veririm” diyen bir hakim karşısında “çocuklarımı o babaya değil Allah’a emanet ediyorum ve dinimden vaz geçmiyorum” deyip evlatlarınızdan mahrum kaldınız mı?

Siz elinizde rehber olarak Kuran olduğu için, kalbinizde önder olarak Rasülullah olduğu için bir zamanlar milyoner bir babanın, zengin bir akademisyen kızıyken tüm kazanç kapılarınız kapatılıp ömrünüzün kalan 33 yılını bir konteyner içinde geçirmek zorunda kaldınız mı?

Evet, Aminah bunların hepsine maruz kaldı ve inançları için gözünü kırpmadan bedelini ödedi.

Özellikle gençlerin ve tabiki hanım kardeşlerimin tanımasını istediğim asrın bu seçkin müslümanlarından Aminah Assilmi’ye dikkatlerinizi çekmek istiyorum dostlar.

Bendeniz onunla “facebook” sayesinde tanıştım.

Sene 2009.

Her acemi facebookçu gibi merakımı celbeden, kendimce uygun gördüğüm herkese arkadaşlık gönderiyordum o zamanlar.

Ona da gönderdim.

Kabul etti.

Zaman zaman yazıştım.

Konuştum.

Videolarını izledim. Konuşmalarını takip ettim.

Muhteşem bir İngilizce ve harika bir anlatım üslubu vardı.

Adeta modern çağ sahabi anneleri gibiydi.

Başı kapalı; ufku açık.

Bedeni kapalı; kalbi açık.

Libası kapalı ama lisanı açık.

Yani hasbi bir dindar.

Arkadaşlar,

Bugün size dilim döndüğünce yaşamıma büyük tesiri olan bu inanmış anneyi anlatacağım.

Kalplerinize tesir edeceğinden eminim.

1999 senesinde Amerikan Posta Servisi tarafından basılan, üzerinde Arapça olarak “Eid Mübarak” yani
“Bayramınız Mübarek Olsun” yazılı pulun ortaya çıkmasında önemli rol oynamış bir isimin hikayesi bu.

Bugün onun da içinde bulunduğu bir ekibin gayretleriyle Amerika’da postaneye gittiğinizde “bayram pulu lütfen” der, bayram olsun olmasın, kullandığınız her zarfa üzerinde kaligrafik yazıyla süslenmiş bu pulu yapıştırırsınız.

Amina uzun boylu, aslen kızıl derili Cherokee kabilesinden, hâzâ bir hanımefendi.

Zeki bakışlı, Allah vergisi karizmasıyla görenlere güven veren bir insan.

“Her şey bir bilgisayar hatasıyla başladı “diyor İslam’la nasıl şereflendiğini anlatırken.

Koyu baptist ve kuvvetli bir feministmiş üniversiteye başladığı yıllarda.

1975 yılında bir gün okulunda alacağı yeni derslerin kaydını yapıyor.

Sonra bir işi çıkıyor, Oklahoma’ya gidiyor.

Orada işleri uzayınca ancak iki hafta gibi geç bir süre sonra oturduğu eyalete, Texas’a geri dönebiliyor.

Döner dönmez de okulun yolunu tutuyor.

Giriyor sınıfa.

Bir süre sonra bu dersin kayıt yaptırdığını zannettiği ders olmadığını, yanlışlıkla tiyatro dersine kaydedildiğini fark ediyor.

Aminah o güne kadar hiç kimsenin önünde konuşma yapmamış.

Rol için de olsa sahneye çıkmamış.

Kısacası çekingen bir yapıya sahip.

Ders sonrası hocasıyla konuşup durumunu izah ediyor ve onu tiyatroda rol oynamak yerine başka bir alternatif ödevle değerlendirmesini istiyor.

Aminah’nın teklifini kabul eden hocası, Ortadoğu kültürünün kıyafetlerini tanıtmasını istiyor ve onu Arap öğrencilerin dolu olduğu bir başka sınıfa yolluyor.

Aminah ilk anda bu kadar Müslüman Arap öğrenciyi bir arada görünce “Ben kesinlikle bunlarla çalışmam, asla bu sınıfta oturmam” diyor.

Diyor demesine de iki gün boyunca kocasının “Ne yapacaksın, dönem içinde çok geç kaldın, şimdi bu dersi bırakamazsın, girmeyip dersten de kalamazsın, burslu okuyorsun, zira bu sefer de bursunu keserler, o zaman ne yapıp edip bu dersten geçer not almalısın” demesiyle Aminah sonunda derse girmekten başka çaresinin olmadığını anlıyor.

“Bu” diyor, “Yaratan’ın bir işareti olabilir benim için, bu Arapların hepsini hıristiyanlaştırmam için O beni bu sınıfa gönderdi ” diye de kendi kendine telkinde bulunuyor.

Böylece kolları sıvıyor.

Derse her girdiğinde, her fırsatta arkadaşlarına Hıristiyanlığı anlatıyor.

Onların anlattıklarından etkilenmesini bekliyor.

Ama olmuyor.

Onu dinleyen çocuklar her seferinde Hz. İsa’yı ne kadar sevdiklerini tekrar ediyorlar fakat bir türlü Aminah’nın istediği noktaya gelmiyorlar.

Bu durum Aminah’nın İslam’ı biraz daha araştırmasına zemin hazırlıyor.

Bir gün Amina’nın evine iki kişi gelir.

Biri orta yaşlı, biri daha genç iki müslüman.

Kapı kapı dolaşıp İslam’ı tebliğ ve teklif eden şu gezgin İslam davetçilerinden.

“Beş dakikanız var mı efendim, dilerseniz size İslamla ilgili merak ettiğiniz şeyleri anlatabiliriz” derler.

Hay hay der Aminah, buyur eder o iki güzel insanı evine. Maksadı aslında onları yanlış yolda olduklarına ikna etmek.

Ama kader bambaşka bir şekilde tecelli eder o gün. Ne olduysa ondan sonra olur.

Beş dakikalık görüşme saatleri bulur ve eve gelen davetçi arkadaşlar dinimizin güzelliklerini, insan yaşamında meydana getirdiği olumlu değişimleri tatlı tatlı anlatırlar.

Ayrılırken bir Kuranı Kerim ve bir kaç kitap bırakırlar. Ve tabi Aminah ile irtibatı hiç kesmezler.

Ve büyük değişim başlar.

Bu değişimi farkeden önce kendisi değil, kocası olur.

Gece hayatına düşkün çift bir süre sonra Amina’nın karşı çıkması, içki içmek istememesi, domuz etini ister istemez yiyemez olması sebebiyle çatışmaya düşerler.

Kocası Aminah’nın yeni halinden çok rahatsız olur ve problemler başlar.

Tartışmaların şiddeti artar, sesler yükselir.

Aminah sonunda evini terk etmek zorunda kalır.

Ancak İslam’la ilgili araştırmasına da ara vermez.

Derken aklındaki sorular birer ikişer çözülür.

Kapısını çalan o iki kişinin de yardımıyla Aminah kelimei şehadeti getirir, İslam’la şereflenir.

Tarih 1977 nin mayısıdır.

Aminah müslümandır artık. Hem de şuurlu bir müslüman. Neye niçin inandığını bilen, neyi niçin yaptığının bilincinde.

Haliyle hayatı bundan sonra çok zorlaşır.

Başını örttüğü için zaman geçmeden işinden atılır.

Annesi geçici bir hevestir bu diye teselli bulurken babası eline geçirdiği bir tüfekle “böyle kızım olacağına, hiç olmasın” diyerek Aminah’nın evinin yolunu tutar.

Kız kardeşi aklını oynattı düşüncesiyle akıl hastanesine yatırmaya kalkar.

Asıl sınavı çocuklarıyla verir.

Eyalet yasalarına göre çocuklar din değiştirene değil hıristiyan olarak kalan babaya verilir.

Son duruşmada hakim “kızım der, müslümanlıktan vaz geçtiğini söyle çocuklarını sana vereyim!”

Düşünmesi için ona yirmi dakika verir.

Hayatının en ızdıraplı yirmi dakikasının ardından Aminah kararını açıklar.

“Hakim bey, çocuklarımı o adama değil Allah’a emanet ediyorum. Ben İslam’dan vaz geçmiyorum. Ki bir gün çocuklarıma İslam’ın ne olduğunu öğretebileyim.”

Bu kararının ardından Aminah işinden atıldı.

Ailesi onu reddetti.

Babası mirasından men etti.

Ama bir gün o kapısını çalıp İslam’ı anlatan din kardeşleri onu hiç yalnız bırakmadı.

Ona şehirdeki caminin yakınında bir konteyner ev ayarladılar.

Aminah yaşamını bu konteyner ve cami arasında geçirmeye başladı.

Okudukça okudu, öğrendikçe öğrendi.

Bir kaç yıl içinde hıfzını tamamladı.

Hadis, akaid ve fıkıh kitaplarını birer ikişer yedi yuttu.

İlmini artırdı artırdı.

Bilgi ilgi görmeye başladı.

Aminah’nın etrafında onun ilminden yaralanmak isteyen müslüman hanımların sayısı artmaya başladı.

Derken konteynerda kendiliğinden oluşan sohbet halkası mescide taşındı. Ve nihayet halka büyüdü eyalette en çok arzu edilen vaaz ve konferans meclislerine dönüştü.

Aminah’nın konuşmaları kasetlere kaydedildi elden ele yüz binlerce kişiye ulaşmaya başladı.

Bu sayede sayısı belirsiz Hıristiyan İslamla tanıştı. Müslüman oldu.

Tabiki sayısı belirsiz müslüman dinlerinin incelikleriyle tanıştı, Allah’a ve Allah Rasülü’ne bağlılıkları güçlendi.

Bir zamanlar müslüman olduğu için işinden atılan Aminah Uluslararası Müslüman Kadınlar Birliği’nın (International Union of Muslim Women) başkanlığını yaptı.

Ülke çapında dolup taşan salonlarda seminerler verdi. Müslüman kadınların eğitimi için kendini vakfetti.

Kamu oyunda İslamiyetle ilgili farkındalık oluşturmak için mücadele verdi.

Mesela son çalışması Ramazan ve Kurban Bayramları’nın ABD’de resmi tatil olarak Kabul edilmesiydi.

Evet kıymetli dostlar, umarım dikkatlerinizi bu zamane Rabia’sına çekmeyi başarmışımdır.

Aminah örnek bir anne, emsalsiz bir kadın mücadeleci.

Bu platformda uzun uzadıya O’nu anlatmaya imkanım yok.

Ancak sanıyorum şu cümlelerle anlatımıma son vermem uygun olacaktır.

Bir gün Aminah’nın telefonu çalar.

Telefondaki eski kocasıdır.

“Aminah, görüşebilirmiyiz” der.

Aminah eski kocasının bu teklifini reddeder.

“Biz ayrıldık, artık ayrı dünyaların insanıyız, görüşmemiz mümkün değil!”

Kocası “Aminah, çocuklarınla görüştürecem seni” dediğinde bu can alıcı teklifi reddetmez Aminah.

Buluşurlar.

Anne ve çocukları kucaklaşır.

Ağlaşırlar.

Sonra çocukları Annelerini ısrarla dedelerinin evine gitmeğe ikna ederler.

Şu kendisini müslüman olduğu için silahla öldürmek isteyen gaddar baba.

Ama Aminah evlatlarının ısrarını kıramaz ve baba ocağına gider.

Büyük evin kapısından içeri girdiğinde Aminah’yı bir sürpriz beklemektedir.

Onu Annesi, babası, bir zamanlar kendisini akıl hastanesine götürmeye çalışan kız kardeşi ve bazı akrabaları karşılar.

Hepsi de yıllar içinde uzaktan uzağa Aminah’nın kasetlerini, konuşmalarını dinlemişlerdir.

Aminah’nın neye nasıl inandığını detaylarıyla öğrenmişlerdir.

Ve Allah’ın bir lütfu, o katı kalpler birer birer yumuşar.

Müslüman olurlar.

O gün Aminah’yı eve çağırırlar. Yılların hasretini sona erdirirler.

Artık Aminah yalnız değildir.

Babası müslümandır.

Annesi müslümandır.

Kocası müslümandır.

Çocukları müslümandır.

Kız kardeşi müslümandır.

Hatta o gün yüz yaşını geçmiş olan anneannesi de müslümandır.

Allah nelere kadir değil ki!

Aminah!

Teksas’ın hidayete ermiş nur yüzlü annesi.

Ruhun şad olsun.

Seni çok özleyeceğiz.

Sen, inandıkları için bedel ödeyen ve ödülünü sadece Allah’tan bekleyen bir yeryüzü meleğisin.

Kardeşiniz Ahmet Kemal Öncü-İstanbul/Mauritius/Afrika

www.ahmetkemaloncu.com

“Bir Müslüman olduğum için çok mutluyum. İslam benim hayatım, kalbimin atışı, damarlarımda akan kanım, en büyük güç kaynağım. Onunla hayatım güzelleşti ve mükemmelleşti. Onsuz ben bir hiçim ve onsuz yaşamam imkansız.”
(Aminah Assilmi/1945-2010)

Ben, bir müslüman kadının başını niçin örtmesi gerektiğini Aminah Assilmi kadar güzel anlatanı görmedim. ( A.Kemal Öncü)

  • Firat KAYA

    Masallah cok guzel bir islam örneği zamain rabiasi

    Ocak 9, 2020 at 7:07 pm Cevapla

Yorum Yaz