yukarı git

ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN AMA…

Öğretmenler ve öğretme makamında olan herkes, büyük küçük hepinizin ellerinden öpüyorum. Gününüz kutlu olsun. Ancak sanıyorum bişeyleri tam yapmıyor, eksik bırakıyoruz. Ki sonuç ortada. Bahaneler bir tarafa, ne ekiyorsak onu biçiyoruz. Tabiki malzeme kötüyse usta ne eylesinin bilincindeyim. Ama derdimi ancak size anlatabilirim. Geçenlerde Kapadokya'daydık. Muazzam bir bölge. Harikulâde manzara karşısında büyülendim. Böyle bir coğrafi güzelliğin bizde oluşuyla iftihar ettim. Ülkeme bir kez daha aşık oldum. Ancak o zarif ve görkemli "peri bacalarının" arasında mest olmuş gezerken ne göreyim: ok yemiş kalp işareti ve "mehtap seni seviyorum!" Sonra bir başkasında başka bir yazı. Bir ötekisi, bir diğeri...

Devamını oku

ALLAH’A ŞİKAYET ETTİM

Bendeniz elim kalem tuttu tutalı kendimce yazar çizerim. Şiire düşkünlüğüm vardır. Hâlâ pek beceremesem de iki kelimeyi bazen bir araya getirebildiğim olur. Ancak Bilge Adam Abi’den ve babamdan bu yönde teşvik görmeme rağmen yatılı okuduğum dönemlerde, kaldığım kurumdaki hocalarımın cahilane baskıları altında o kadar çok ezilirdim ki her yazdığım şiirden sonra neredeyse bir tesbih namazı kılmak ister, Rabbimden beni affetmesini dilerdim. Gizli saklı okur, gizli saklı yazardım. Şaka değil gerçek bunlar. Neden? Çünkü şiirle meşgul olmanın fuzulî işler olduğu dikte edilirdi zihinlerimize. Edebiyatla uğraşanlara, resime, sanata, musikiye meyli olanlara pek iyi gözle bakılmazdı. Vaktaki “Hz Ebu Bekir Divanını” gördüm. Fikir dünyam değişti. Ne zamanki Hz Ömer’in bir şair ve söz ustası olduğunu öğrendim, bende inşa edilmeye çalışılan köhne fikirleri yerle bir ettim. Sultan Fatih’in kendi portresi için Bellini’yi İstanbul’a davet etmesi düşünce...

Devamını oku

Mağaradakiler

Bir mağara düşün dostum. Girişi boydan boya gün ışığına acık bir yeraltı mağarası. İnsanlar düşün bu mağarada. Çocukluktan beri zincire vurulmuş hepsi; ne yerlerinden kıpırdamaları, ne başlarını çevirmeleri mümkün. Yalnız karşılarını görebiliyorlar. Arkalarından bir ışık geliyor. Uzaktan, tepede yakılan bir ateşten...

Devamını oku

BU YAZI BİR İLLÜZYON DEĞİLDİR, HAKARET İÇERMEZ.

Ya kandırılmışsak! Ya gördüklerimiz bir illüzyonsa! Zaman zaman inanageldiklerimizi farklı perspektiflerden değerlendirmekte fayda var. Yirmibirinci yüzyılda yaşıyoruz; algıyı kim yönetiyorsa zihinlere de onlar hükmediyor. Belki de bu yüzyıllar boyunca böyleydi. İllüzyonlarımız inançlarımız oldu. İnançlarımız takıntılarımız. Takıntılarımız yaşam biçimimiz. Yaşam biçimimiz düşünce tarzımız. Düşünce tarzımız da bizden daha uyanık olan mihrakların bizi kullanabilmesi için birer fırsat. Neden olmasın? Eğer böyleyse hiç kimseye kızmıyorum. Çünkü onlar da bir önceki nesillerin muhtemel kurbanı oldular. ********* Bugünkü mevzum tasavvufa dair arkadaşlar. Kocaman, derin ve biraz da gizemli bir konu aslında. Ama ben ne derine inmek ne de gizemli kapıları açmak niyetindeyim. Konuyla ilgili doğrudan birkaç fikrimi paylaşıp müsade isteyeceğim. Sözlerim ne illüzyon ne de hakaret içerir. Rahatlıkla okuyabilirsiniz. Ben kardeşinizin bir yanı sufi olsa da “güncel sufi akımlara” mesafeliyim. Bu konuda daha çok tarihte kalmayı tercih ediyorum. Zühd ve takvanın, mahfiyet ve fedakarlığın öne...

Devamını oku