yukarı git

Abi yani Kemal Kacar Tunalı – 4. Bölüm (SON)

Abi yani Kemal Kacar Tunalı. “Bugün burç İslam’dan yana dönmüştür artık. Hakk ile bâtılın mücadelesinde “hakk bâtılı bir at başı geride bıraktı.” Ne yapsalar boş. Yakın geleceğin Türkiye’sini hayal bile edemiyeceksiniz. (Kemal Kacar-1991) “Zaten temelinde “onurlu bir çile, hamurunda asil bir göz yaşı ve alın teri” olmayan hiç bir dava muvaffak olamazdı.” (A. K. Öncü) Yaz ya da kış, gece ya da gündüz farketmez eğer yakınlarındaysanız selvi ağaçlarının gölgesi üzerinize düşer. O sizi ısıtmaya and içmiş, her sabah gözünüzü kamaştırmak için yükselen, akşam üstü de bitap düşüp istirahate çekilen şu dünya seyyaresinin güneşiyle aranıza girip her daim tüm fenalıklara karşı gölgesindekilere kol kanat germek ister gibidir bu ağaçlar. Artık bugünlerin İstanbul’unda kalmadılar diyemeyeceğim zira çocukluğumun İstanbul’unda bile tükenmek üzereydi selviler. Aslında ne de güzel bir uyum...

Devamını oku

Kemal Kacar Tunalı – Abi 2. Bölüm

Doğru, uğrunda bir ömür vermeye değecek kadar değerlidir.” Şehzadebaşı’ndan Fatih’e yürüyerek gittiler. Baba ve oğul. Halil bey titiz bir karaktere sahipti. Birazcık oğluna da geçmişti bu özelliği. Yolda bir çok soru sordu Şeyh Süleyman’la ilgili. O da dilinin döndüğü, aklının elverdiğince anlattı. -Benim Hocam Silistrelidir baba. Tuna Hanlığı’nın Torunlarından, Seyyid İdris Bey’in soyundan. Evladı Rasüldür. Alimdir. Ariftir. Naziktir. Nazenindir. Oğul anlattı, baba dinledi. Fatih Camii’nin yüksek duvarlarının gölgesinden geçtiler. Ara sokaklara dalıp kayboldular. Derken kendilerine verilen adresin önünde durdular. Ahşap bir ev. Küçük mü küçük. Mütevazi mi mütevazi. Birazcık şaşkın ve heyecanlı kapıyı çaldılar. Karşılarında Süleyman Hilmi Tunahan. “Buyurun” dedi koca alim. İçeri aldı baba ve oğlunu. İadeyi ziyaret sünnettir dediler ve bu büyük alimin evinde olmanın heyecanıyla ne yediklerini farkettiler ne içtiklerini. Evden ayrılırken yüreklerinde latif bir tat vardı ama akıllarında kalan sadece...

Devamını oku