akasya ağacı Afrika ahmet kemal öncü

Akasya Ağacının Hikayesi

“Biraz sonra” bizi dışarıda bekleyen kişi ya da kişilerle görüşmek için teneke evden dışarıya çıktık. Açık havanın verdiği rahatlıkla beraber ani aydınlığın gözlerimizi kamaştırmasına aldırmaksızın bulunduğumuz mahalden otuz adım kadar ötede dev akasya ağacının gölgesinde bekleyenlere doğru yürüdük. Akasyalar; iklimden dolayı şemsiye şeklini almış Afrikanın sembollerinden biri…

Dikenli, zor şartlara ayak uydurmuş, sessiz ve kendileri gibi geniş gölgeleriyle maruf… Tıpkı Zulular gibi, Vendalar yahut daha nice hikayelere sahiplik eden Svahili veya Masai Mara ırkları gibi… Kuzeyin çöllerine hakim yüzleri döğmeli, gözleri sürmeli cesur yürekli Tuarekler gibi…

Bu ağaçlar gündüzleri uyuyor gibidirler. Sıcak güneşle kızgın toprağın arasına perde çekmek istercesine geniş kollarını açarlar ve gölgelerinde uyuyan aslanlarla beraber onlarda istirahate çekilirler. Taki güneş toprakla aynı rengi alıp sessizce terki diyar etmeye koyuluncaya dek. İşte o zaman bu muhteşem ağaçlar gözlerini açar ve ufka paralel enfes danslarını icraya koyulur. Güneş batar, aslanlar ava çıkar, sırtlanlar kahkahalarla orada burada koşuşturur, zebralar kilometrelerce öteden tehlike çığlıkları atar ama günün sonunda sahraya öbek öbek yayılmış olan akasyalar kalır aklınızda.

Ve gece boyunca hiç yorulmak bilmeyen cırcır böcekleri aşık oldukları ya da gözlerine kestirdikleri akasyalara şarkılar söyleyerek onların kalplerini çalmaya çalışırlar. Artık dolunay yorulup etrafınızdaki uçsuz bucaksız ormanları aydınlatmayı bırakıp, cırcır böcekleri kaldıkları yerden yarın devam etmek üzere evlerine çekilip, ortalığa tamamen sessizlik hakim olduğunda yerlerinden hiç kıpırdamayan bu güzel, zarif ağaçları birbirleriyle tatlı tatlı fısıldaşırken bulursunuz. Fısıldaşırlar ve ara ara esen rüzgar da bu fısıldaşmaları kulağınıza kadar getirir.

İşte o zaman Afrika’da olduğunuzu anlar ve buna kalbinizle inanırsınız.

Onbeş yirmi kişiydiler. Hiç birinin üzerinde kendi yöresel “yerli kıyafetleri” yoktu. Bir kaç gün evvelinden bölgenin kabile reislerini yöre halkına gelip yemek vereceğimize dair haberdar ettiğimiz için bu ince düşünceli köylüler sahip oldukları en güzel şehirli kıyafetlerini giymişlerdi.

Yanlarına vardım. Geldiğimizi görür görmez toparlanıp heyecanlı gözlerle bizimle tokalaşmak istediler. Her biriyle tokalaştım. Birkaçı çocuk denecek yaşta gençler, çoğu orta yaşta ve bir tanesi de oldukça yaşlıydı. Yanımdaki tercümanım bu beylerin ve özellikle de o yaşlı adamın benimle görüşmek istediğini söyledi. “Hay hay tabiki, memnuniyetle” dedim….

13 comments

  1. İlk yazınız ve siteniz hayırlı olsun Ahmet Kemal Bey. Beğenerek okudum. Uzun soluklu, dolu dolu, okuyup faydalananı bol olan bir site olması dileklerimle..

  2. Siteniz hayırlı ve başarılı olsun inşaAllah.

    Ancak, yazınız sanki tamamlanmamış gibi !

    Devamı GELECEK SAYIDA MI yoksa !.?😄

  3. Emegine kalemine yüreğine saglik sevgili Ahmet kemal öncu hocam.Rabbim zor iklimde verdigin dirayetli ve samimi hizmetin ecrini fazlasi ile nasip eylesin.sizinle tanisip haabihal etmek bile ziyadesi ile bizim icin onurdur.Rabbim bedninize sağlık emeiginize basari hizmetinizi mübarek eylesin insallah saygılarımızla…

  4. Evet o Akasya ağaçların fısıldamasını “Rabbim ömür verirse” beraber dinlemek için geleceğim, benim siması güzel Ahmet kardeşim.

  5. Hayırlı olsun hocam. Afrikanın toprak kokusunu buralara taşıyan bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.

  6. Hayırlı olsun kıymetli ağabeyim. Blog dünyasında sizleri de görmek çok güzel.

    Akasya ağaçlarına, Svahililere, Masai Maralara, Tuareklere dahi Afrika’ya selamlar olsun..

  7. Bizim peşinden koştuğumuz dünyayı
    elinizin tersi ile bir tarafa itip,
    bu insanlara öteleri kazandırmak için
    gecenizi gündüzünüze katıyorsunuz.
    Rabbim,
    Emeğinizi zayi etmesin..
    Kayseri’den Selamlar

  8. Betinlemeleriniz ruhumuzu afrika ya taşıdı.İnşaallah bedenimizlede oralalara gitmek nasib olur

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir